4 Şubat 2014 Salı

Geçici Dövme Desenleri

0 yorum
Dövme yaptırmak isteyen ama inanç açısından yaptırmayanlar için farklı geçici dövme desenleri. Hint kınası ile geçiçi olarak yaptırılıp bir süre kullanılabilecek hoş desenler.

3 Şubat 2014 Pazartesi

Kış Aylarında Sağlıklı Beslenme Önerileri

0 yorum
Kış mevsimini hissetmeye başladığımız şu günlerde yeterli ve dengeli beslenmenin sağlanması sağlığımızın korunması açısından önem taşımaktadır.



Kış mevsiminde havaların soğuması ile birlikte beslenme şeklinde değişikliler olmakta, genellikle yağlı ve şekerli besinlere eğilim artmaktadır. Kış aylarında kapalı ortamlarda daha fazla vakit geçirilmekte, fiziksel aktivite yoğunluğunda azalma olmaktadır. Kış mevsiminde fiziksel aktivitenin az olması, gecelerin uzaması nedeni ile televizyon başında fazla zaman geçirilmesi ve besinlerin atıştırılması gibi nedenlerden dolayı vücut ağırlığında istenmeyen yönde değişiklikler olabilmektedir. Genellikle yaz aylarında dikkat edilmeye başlanan kilo kontrolü, kış aylarında yerini ihmalkârlığa bırakır. Birçok insan, kalın giysiler içerisinde kilolarını daha rahat saklayabileceklerini düşünerek, sağlıklı beslenme alışkanlıklarından uzaklaşırlar.

KIŞ AYLARINA YÖNELİK SAĞLIKLI BESLENME ÖNERİLERİ

Yaşamın her döneminde yeterli ve dengeli beslenme sağlığın korunması için esastır. Bu nedenle, dört besin grubunda bulunan çeşitli besinler en az 3 ana ve 3 ara öğünde yeterli miktarlarda alınmalıdır.

İmkânlar dâhilinde her gün mevsiminde bol meyve ve sebze tüketilmesi önerilmektedir. Kış aylarında vücut direncini artırmak ve vücuda yeterli miktarda vitamin ve mineral alınmasını sağlamak için sebze ve meyve çeşitlerinden yararlanılması gerekmektedir. Savunma sistemini güçlendirici özelliği olan A ve C vitamini gibi antioksidan vitaminlerden zengin, havuç, brokoli, kabak, lahana, karnabahar, maydanoz gibi sebzelerin yanı sıra kış aylarında bolca bulunan portakal, mandalina, elma, greyfurt gibi meyvelerin tüketimi önemlidir. Gerek C vitamini ihtiyacının karşılanmasında gerekse de sıvı alımına katkı sağlaması açısından taze sıkılmış meyve sularının tüketilmesi de önemlidir. Meyve sularının tüketiminde önemli olan sıkıldıktan hemen sonra tüketilmesidir. Çünkü meyve suyunun bekletilmesi C vitamininin azalmasına neden olmaktadır. E vitamini de bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde etkilidir. Soğuk algınlığı ve diğer enfeksiyonlara karşı vücut direncini arttırmakta, A vitamininin okside olmasını da engellemektedir. E vitaminin iyi kaynakları olan; yeşil yapraklı sebzeler, fındık ceviz gibi yağlı tohumlar ve kuru baklagillerin yeterli miktarlarda tüketilmesi önemlidir. Kış aylarında mahrum kalınan güneş ışınları, vücudun D vitamini gereksiniminin karşılanamamasını neden olmaktadır. Kemik ve diş sağlığı açısından önemli olan D vitamini, güneş ışınlarıyla deri tarafından üretilen bir vitamindir ve besinlerde pek fazla bulunmaz. D vitamininin yanı sıra balık, beyin fonksiyonlarının gelişimi için gerekli çoklu doymamış yağ asitleri (omega 3), kalsiyum, fosfor, selenyum ve iyot mineralleri ile E vitamini için de iyi bir kaynaktır. Bu nedenle kış aylarında imkanlar dahilinde haftada 2-3 kez yenilmesi önerilmektedir.

Kış aylarında genellikle meydana gelen beslenme alışkanlıklarının başında, daha yağlı yiyecekleri tüketmeye olan eğilimdir. Yağ tüketimine özellikle dikkat edilmeli, katı margarin ve tereyağından kaçınılmalı, yoğun yağlı etlerden uzaklaşılmalıdır. Kış aylarında vücut ağırlığı kontrolünün sağlamasında; basit karbonhidrat olan saf şeker ve şekerli besinler yerine kepekli ekmek, makarna, bulgur gibi tam tahıl ürünlerinin tüketilmesine özen gösterilmesi, enerjisi yüksek hamur tatlıları yerine sütlü tatlılar, meyve tatlılarının tercih edilmesi, hareketsizlik nedeniyle artan sindirim problemlerinin önlenmesinde posa içeriği yüksek kuru baklagillerin tüketilmesi (haftada 2-3 kez) ve düzenli fiziksel aktivite yapılması önemlidir. Genellikle kış aylarında özellikle çocukların sevdiği sebzeler azdır. Çocuklara pırasa, kereviz, ıspanak gibi kış sebzelerini zorlayıcı tavırlar ile yemek yemelerini sağlamak birçok anne için problemdir. Bu nedenle ısrar etmek yerine bu sebzeleri değişik şekillerde sunmak belki de daha faydalı olacaktır. Örneğin; kereviz yemeğini sevmeyen çocuğunuza, bu sebzeyi rendeleyerek, yoğurda karıştırmak, içine bir miktarda ceviz ekleyerek çocuğa sunmak, aynı şekilde ıspanak yemeğini sevmeyen çocuklara, ıspanağı bir iç olarak kullanarak; börek, poğaça ya da krep yapılması ve çocukların bu besinleri tüketmeleri sağlanmalıdır. Vücut ısısını dengede tutabilmek için bol sıvı alımı gerekmektedir. Yeterli sıvı alımı vücutta oluşan toksinlerin (zararlı öğeler) atılması, vücut fonksiyonlarının düzenli çalışmasında, metabolizma dengesinin sağlanmasında ve vücutta pek çok biyokimyasal reaksiyonun gerçekleşmesinde son derece önemli rol oynamaktadır. Bu nedenle, her gün en az 2-2.5 litre (12-14 su bardağı) su içilmeli, sıvı alımının karşılanmasında ıhlamur, adaçayı, kuşburnu çayı, açık çay gibi içecekler tercih edilmelidir.

18 Kasım 2013 Pazartesi

Kışın Hasta Olmamak

0 yorum
Kış boyunca vücudunuzun susuz kalmaması büyük önem taşıyor. Her gün yeterince su almalı ve bunun yanı sıra sağlıklı diğer içecekleri tüketmelisiniz. Çorbalar ve bitki çayları en sağlıklı seçimlerdir. Ihlamur, adaçayı, yeşil çay, ekinezya gibi pek çok bitki çayını kış boyunca tüketin. Sağlıklı sıvılar toksinleri atmanıza yardımcı olur. Kışın uyku oldukça önemlidir. Her gün uykunuzu aldığınızdan emin olun. İyi bir uyku vücutta çeşitli hücreleri tamir eder ve sizi kuvvetlendirir. Yeterli ve sağlıklı uyku uyumak, bağışıklık sisteminizi güçlendirir ve sizin kışın hastalıklarla mücadele etmenizi kolaylaştırır.Kışın daha fazla tatlı ve şeker tüketmek isteyeceğinizi biliyor musunuz? Soğuk havalarda evin içinde kapalı kalmak, daha fazla karbonhidratlı besinler tüketmenize neden olur. Şekerli besinler ise obezite ve şeker hastalığının risklerini arttıracaktır. Daha doğal ürünlerle, sağlıklı tatlıları tüketmeye özen gösterin.



Hangi mevsimde olursa olsun egzersiz yapmanız çok önemlidir. Havanın soğuk oluşunu kendinize bahane etmeyin. Özellikle kış ayları kinin egzersizden cayması için uygun zemin hazırlar.Haftada en az üç gün ortalama bir saat spor yapın. Hiçbir şey yapmıyorsanız, çıkıp yürüyün... Spor bağışıklık sisteminizi güçlendirir. Doğru beslenme vücudunuzun en önemli savunma alanını oluşturur. Sağlıklı beslenirseniz, vücudunuzun dışarıdan gelebilecek her türlü kötü kuşatmaya karşı direnci oluşur. Meyve ve sebzeleri vücudunuzun temel besin ihtiyaçları olarak görmeli ve meyve ve sebzeden yana zengin beslenmelisiniz. Yani, kışın meyve ve sebze tüketimini arttırın.

6 Kasım 2010 Cumartesi

Ev Yapımı Maskeler

4 yorum
Bakımlı olmak için ille de kozmetiklere çok para harcamak gerekmiyor. Mutfaktaki güzellik salonu, sağlığınıza da cildinize de iyi geliyor. İşte hem hesaplı hem de faydalı ev yapımı maskeler.

Kızarıklığa Karşı Salatalık

Soğuk salatalık dilimleri ve yabanmersini karışımı, stresten kızaran cildi sakinleştirir.

  • 1 adet salatalığı rendeleyin ve 1 çorba kaşığı yabanmersinini iyice ezin.

  • Rendelenmiş salatalık, ezilmiş yabanmersini ve 1 çorba kaşığı yoğurdu macun kıvamına gelene kadar karıştırın.

  • Hazırlamış olduğun karışımı yüz, boyun ve dekolte bölgenize uygulayın.

  • 5-10 dakika bekledikten sonra, maskeyi uyguladığınız bölgeyi durulayıp nemlendirici sürün.

Canlandırıcı Papaya

Papaya içindeki yüksek orandaki C vitamini nedeniyle cildi gençleştirir.
  • 3 çorba kaşığı ezilmiş papaya, 2 çorba kaşığı ezilmiş muz, 2 çorba kaşığı süt, 1 çorba kaşığı Hindistan cevizi suyu ve 1 çorba kaşığı yoğurdu mikserle çırpın.

  • Karışımı 1 saat buzdolabında bekletin. Sonra maskeyi cildinize uygulayın.

  • Beş dakika bekledikten sonra, yüzünüzü soğuk suyla durulayın.

Siyah Noktaya Balkabağı

Ölü deri hücrelerini temizleyerek, siyah nokta oluşumunu önler.
  • 1 çay kaşığı balkabağı püresini 1 çay kaşığı bal, 1 çay kaşığı elma sirkesi, 1 çay kaşığı un ve 1 adet yumurtayla karıştırın.

  • Karışımı çatalla ezin.

  • Hazırladığınız maskeyi kuru ve temiz cildin üzerine sürüp 20 dakika bekleyin.

  • Cildinizi ılık suyla durulayıp kurulayın.

5 Kasım 2010 Cuma

Çamur Banyosu Hakkında

0 yorum

Çamur cilt üzerinde ilaç etkisi yapar mı?
Çamurun etkisi tropikal ilaç etkisi ile bazı durumlarda karşılaştırılabilir. Özellikle cilt hastalıklarında turbo dediğimiz çamur tipi organik maddeler içeriyorsa aynen ilaç gibi etki yapabilir. Bazı çamur türleri bitkisel olarak östrojen olarak bildiğimiz kadınlık hormonu içerirler. Humik asit ve lignin selüloz gibi maddeler de çamurda bulunur. Bunlar cilt üzerinden emilerek hem cilt üzerinde iyileşme etkisi yapar, hem de vücuttaki bağışıklık sistemine ciddi etkileri söz konusudur.

Çamur nasıl uygulanır?
Çamur tedavisi hasta açken ve sabah saatlerinde yapılmalıdır. Banyo kürlerinde kural; dozun hem süre hem sıcaklık yönünden yavaş yavaş arttırılmasıdır. Jinekolojik hastalıklarda 12 dakika ve 35 santigrat derece sıcaklıkla başlanır. İkişer dakika ve 1 santigrat derece arttırılarak 20 dakikaya ulaşılır. Çamur banyosu haftada iki-üç, toplamda ise 10-15 kez uygulanmalı.

Sizin reçetesine çamur banyosu yazdığınız hastalarınız oluyor mu?
Biz, İstanbul Tıp Fakültesi Hidroklimatoloji Bölümü’nde çamur banyosunu zaten uyguluyoruz. Ama bizim hastalarımıza uyguladığımız alan romatizmal hastalıklar. Bu uygulamaların yapılabildiği kaplıca merkezlerine hastaları gönderdiğimizde, tedavi planına çamuru da ekliyoruz. Genelde çamuru, banyo yani mineralli termal suyla kombine ederek kullanıyoruz. Özellikle lokal sorunlarda; mesela el veya omuz eklemini tutan sorunlarda, lokal çamur paketi uygulamalarından yararlanmak mümkün.

Çamur tedavisi haftada kaç gün ya da ne kadar süreyle uygulanmalı?
Uzman doktorun kontrolünde kür tarzında yapılmasını istiyoruz. Uygulama kürleri hastaya göre değişir. 10-15 gün genellikle en fazla tercih edilenidir. Günde bir ya da iki kez uygulanması gerekebilir. Buna rahatsızlığın durumuna göre uzman karar verir. Bazen banyo, tuz, su altı tazyikli duş gibi su uygulamalarıyla birlikte yapılmasını öneririz.

Siz bugüne kadar çamur banyosu yaptınız mı?
Evet. Ben rahatsızlığım için değil, vücudumu dinlendirmek ve bağışıklık sistemimi kuvvetlendirmek için çamur banyosu yapıyorum. Dinlenme amaçlı ya da gevşeme, rahatlama amaçlı kullanım da söz konusu olabiliyor. Bir anlamda çamur uygulaması, en etkin termal tedavilerden biridir. Çamur insanı rahatsız etmeden derin, etkili ve güçlü bir ısınma sağlar. Tıbbi çamurların ısı tutma kapasiteleri çok yüksektir. Bunlar bu anlamda klasik su tedavilerinden çok daha etkilidirler. Ben de çoğu kez, yorgunluklarımdan kurtulmak için bile çamur banyosu uyguluyorum.

Tedavi amaçlı olarak her çamurla banyo yapılabilir mi?
Olur ama boşuna yorulmuş olursunuz. Belki o an için doğru uygulama yapıldığında kendinizi iyi hissedebilirsiniz ama özelliği olmayan çamurla bu girişimlerde bulunursanız, kalıcı etkisi olmaz. Mineral yönünden zengin çamurlar etkili sonuç verir. Bu araştırmalarla da kanıtlanmıştır.

İstanbul Tıp Fakültesi Hidroklimatoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Zeki Karagülle çamur banyolarıyla ilgili Sabah Gazetesinden Esra Tüzün'ün sorularını yanıtlamış faydalı olacağını düşünüyorum.

Blog Listem

 

© 2016 Cilt Bakımı ve Makyaj